Bir suç soruşturması, çoğu zaman tek bir failin tek bir suçuyla sınırlı kalmaz: aynı olayda birden fazla kişi yer alabilir, aynı kişi birden fazla suçtan yargılanabilir veya bir suçun işlenmesinin ardından bu suçu gizlemeye yönelik ayrı bir suç ortaya çıkabilir. Kanun, bu gibi durumlarda ortaya çıkan “bağlantı”yı ve bağlantılı davaların nasıl yönetileceğini CMK m. 8-11'de düzenler. Amaç, birbiriyle ilişkili olayların tek bir yargılama çatısı altında, tutarlı ve çelişkisiz kararlarla sonuçlandırılmasını sağlamaktır.

I. Bağlantı Kavramı (m. 8)

Kanun, bağlantıyı iki hâlde var sayar. Birincisi, bir kişinin birden fazla suçtan sanık olması veya bir suçta, sıfatı ne olursa olsun (fail, azmettiren, yardım eden) birden fazla sanık bulunmasıdır (m. 8/1). İkincisi ise, bir suçun işlenmesinden sonra bu suça ilişkin olarak suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiillerinin işlenmesidir; kanun bu fiilleri de bağlantılı suç sayar (m. 8/2).1 Doktrinde bu ikinci hâlin özellikle önemli olduğu vurgulanır, çünkü asıl suç ile onu gizlemeye yönelik sonraki fiil arasında failler farklı olsa bile (örneğin asıl suçu işleyen ile delilleri yok eden ayrı kişilerse) bağlantı kurulabilmesine imkân tanır; bağlantı, ön suça ilişkin davayla birleştirilerek görülmeyi mümkün kılar ve hâkimin, delilleri karartılan suçun ağırlığını ve delilin suçun ispatındaki önemini birlikte değerlendirmesine hizmet eder.

CMK'nın “bağlantı” terimi, diğer usul kanunlarındaki paralel kurumlarla karıştırılmamalıdır. Karşılaştırmalı bir incelemeye göre, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu “birleştirme” terimini kullanırken, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kendi m. 38-40 hükümlerinde ayrı bir “bağlantı kararı” kurumuna yer verir ve bu bağlantı kararı, birleştirme kararından farklı bir işlemdir; CMK m. 8 ise bu ikisinden de bağımsız, ceza yargılamasına özgü kendi bağlantı tanımını yapar. Bu terminolojik çeşitlilik, “bağlantı” kavramının tek bir hukuk dalına özgü olmadığını, her usul kanununun kendi yargılama amaçlarına göre farklı bir bağlantı modeli benimsediğini gösterir.2

II. Bağlantı Hâlinde Başvurulacak Yöntemler (m. 9-11)

Bağlantı tespit edildiğinde kanun üç ayrı yönteme imkân tanır: davaların birleştirilerek açılması, görülmekte olan davaların birleştirilmesi veya ayrılması ve geniş bağlantı sebebiyle birleştirme.

Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir (m. 9). Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir; birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır; işin esasına girdikten sonra ayrılan davalara ise aynı mahkemede devam olunur (m. 10/1-3). Son olarak, mahkeme bakmakta olduğu birden çok dava arasında bağlantı görürse — bu bağlantı m. 8'de gösterilen türden olmasa bile — birlikte bakmak ve hükme bağlamak üzere bu davaların birleştirilmesine karar verebilir (m. 11); bu son hüküm, m. 8'in dar tanımının dışında kalan, ama mahkemenin somut olayda gerçek ve pratik bir bağlantı gördüğü hâlleri de kapsama alan bir güvenlik supabı işlevi görür.

Doktrinde, ceza muhakemesinde bağlantı sorunlarının çözümünde mahkemenin başvurabileceği yolların yalnızca birleştirmeden ibaret olmadığı, bağlantının türüne göre “nispi muhakeme” ve “bekletici sorun sayma” kurumlarının da devreye girebileceği vurgulanmaktadır: bağlantılı meseleler aynı hukuk disiplini içindeyse (tek tip bağlantı) mahkeme birleştirme yoluna gidebilirken, farklı hukuk disiplinlerine ait bir bağlantı (karışık tip bağlantı) söz konusu olduğunda birleştirme mümkün olmadığından, mahkemenin nispi muhakeme yapması veya meseleyi bekletici sorun sayması gerekir; kanun, kimi hâllerde mahkemeye bu ikisi arasında tercih hakkı tanırken, kimi hâllerde bu tercihi kendisi kullanmıştır.3 Bu ayrım, m. 11'in “geniş bağlantı” kavramının sınırlarını anlamak açısından da yol göstericidir: m. 11, esas itibarıyla tek tip bağlantının genişletilmiş bir uygulamasıdır; farklı yargı kollarına (örneğin ceza ile idare) ait uyuşmazlıklar arasında m. 11'e dayanarak birleştirme yapılamaz — bu sınır da yukarıdaki İYUK karşılaştırmasıyla tutarlıdır, zira idari yargı kendi bağlantı kararı mekanizmasını kendi kanunu içinde çözer.4

Yargı Kararları

1) Bağlantı nedeniyle birleştirmenin mahkemenin takdirinde olması

m. 9-11'deki birleştirme mekanizması, bağlantı tespit edildiği anda kendiliğinden işleyen bir zorunluluk değildir; kanun, yalnızca birleştirmenin zorunlu olduğu veya yasaklandığı belirli hâller öngörür, bunların dışında kalan alanda ise karar mahkemenin takdirine bırakılmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu ayrımı açıkça ortaya koymuştur:

Birleştirme zorunluluğu ya da birleştirme yasağının söz konusu olmadığı diğer durumlarda, mahkemelerce görülmekte olan davalar arasında bağlantı olduğu tespit edildiğinde bu davalar birleştirilebilecektir. Fakat birleştirme zorunlu olmayıp tamamen mahkemenin takdirine bırakılmıştır.5

Karar, m. 10-11'deki birleştirme yetkisinin -kanunda ayrıca birleştirme zorunluluğu veya birleştirme yasağı öngörülmediği sürece- mahkeme için bir zorunluluk değil bir takdir yetkisi olduğunu gösterir: bağlantı tespit edilse dahi, davaların birleştirilip birleştirilmeyeceğine karar vermek, yargılamayı yürüten hâkimin somut olaydaki değerlendirmesine bırakılmıştır.

2) Bağlantılı davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunmasının delillerin birlikte değerlendirilmesini gerektirmesi

m. 8'deki bağlantı kavramının bir dosyaya somut olarak nasıl uygulanacağı, davaların fiilen birleştirilip birleştirilemeyeceğine göre değişmez: dosyalardan biri çoktan kesinleşmiş olsa dahi, aralarındaki hukuki ve fiili irtibat, mahkemeyi bu irtibatı gözetme yükümlülüğünden kurtarmaz. Yargıtay, tam da böyle bir olayda hükmü bu nedenle bozmuştur:

Dairemizin 27.03.2013 tarihli, 2012/5466-2013/2563 sayılı ilamıyla bozulan dava dosyası ile bu dava arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu anlaşılmakla, dosyaların birleştirilmesi, karar verilmiş ve kesinleşmiş ise dosyanın getirtilip bu dosya arasına konulması, delillerin birlikte değerlendirilmesi, sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir.6

Karar, m. 8'deki bağlantı kavramının uygulamada nasıl tespit edildiğini somutlaştırır: aynı olay örgüsüne ilişkin ayrı davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu anlaşıldığında, mahkemenin bu irtibatı gözardı ederek davayı tek başına sonuçlandırması bozma nedenidir; dosyaların fiilen birleştirilmesi mümkün değilse dahi (örneğin ilgili dosya çoktan kesinleşmişse), o dosyanın getirtilip delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Dipnotlar

  1. Ali Hakan Evik ve diğerleri, Özel Ceza Hukuku Cilt X – Adliyeye Karşı Suçlar (TCK m. 267-298) (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2021).
  2. Gül Üstün, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda Bağlantılı Davalar ve Aynı Dilekçeyle Dava Açılabilecek Haller (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2018).
  3. Ömer Buğra Süren, “Ceza Muhakemesinde Nispi Muhakeme ve Bekletici Sorun,” İzmir Ekonomi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi (EconJURA), S. 2 (Kasım 2022).
  4. Üstün, İdari Yargılama Usulü Kanununda Bağlantılı Davalar.
  5. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 26.11.2019, E. 2017/513, K. 2019/672.
  6. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 02.10.2013, E. 2013/1945, K. 2013/5414.

Kaynakça

  • Evik, Ali Hakan, Barış Erman, Hamide Zafer, Köksal Bayraktar, Zeynel T. Kangal, Ali Kemal Yıldız, Serap Keskin Kiziroğlu, Sinan Altunç, Gülşah Bostancı Bozbayındır, Pınar Memiş Kartal, Eylem Aksoy Retornaz, Asuman Aytekin İnceoğlu, Vesile Sonay Evik ve Fulya Eroğlu. Özel Ceza Hukuku Cilt X – Adliyeye Karşı Suçlar (TCK m. 267-298). İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2021.
  • Süren, Ömer Buğra. “Ceza Muhakemesinde Nispi Muhakeme ve Bekletici Sorun.” İzmir Ekonomi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi (EconJURA), S. 2 (Kasım 2022).
  • Üstün, Gül. 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda Bağlantılı Davalar ve Aynı Dilekçeyle Dava Açılabilecek Haller. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2018.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır; belirli bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir. Mevzuat ve içtihat zamanla değişebilir.