Ceza muhakemesinde bir kararın hüküm ifade etmesi kadar, o kararın ilgilisine ne zaman ve hangi usulle ulaştığı da önem taşır; çünkü itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvuru süreleri, kural olarak kararın tebliğ edildiği andan işlemeye başlar. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 35 ila 38. maddeleri bu bildirim usulünü düzenlerken, 38/A maddesi UYAP'ın (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) ceza muhakemesindeki yerini belirlemekte ve son yıllarda tebligat hukukunun en tartışmalı başlığı hâline gelen “sistemden öğrenme” meselesinin de zeminini oluşturmaktadır.
Kanunun 35. maddesi, kararın açıklanması ve tebliği arasındaki ayrımı şu şekilde kurar:
(1) İlgili tarafın yüzüne karşı verilen karar kendisine açıklanır ve isterse kararın bir örneği de verilir. (2) Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur. (3) İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar, kendisine okunup anlatılır.
Duruşmada hazır bulunan tarafa karar “açıklanır”; hazır bulunmayana ise “tebliğ” edilir. Bu ayrım kâğıt üzerinde teknik görünse de, kanun yolu süresinin hangi andan itibaren işleyeceğini belirlediği için pratik sonucu büyüktür. Kanun, tebligatın nasıl yapılacağına dair ayrıntıyı ise genel tebligat mevzuatına bırakmıştır: m. 36/1 uyarınca her türlü tebligat ve yazışmayı mahkeme başkanı veya hâkim yürütür, m. 36/2 ise infaz edilecek kararların Cumhuriyet Başsavcılığına verileceğini öngörür. Yani hükmün tebliği ile infaza esas teslimi ayrı iki işlemdir. m. 37/1 uyarınca tebligat, kanunda aksine özel bir hüküm bulunmadıkça ilgili tebligat mevzuatına göre yapılır; m. 37/2 ise yurt dışına yapılacak tebligata özgüdür. Uluslararası andlaşmalar yazılı belgelerin doğrudan postayla veya diğer iletişim araçlarıyla gönderilmesini kabul ettiğinde, yurt dışı tebligat iadeli taahhütlü posta veya bu araçlarla gerçekleştirilir. m. 38 ise Cumhuriyet Başsavcılığına yapılacak tebligatın, evrakın aslının bizzat verilmesi suretiyle gerçekleştirileceğini ve bir süre bu tebliğle işlemeye başlıyorsa verildiği günün evrakın aslına yazılacağını öngörür.
2012 yılında eklenen 38/A maddesi, ceza muhakemesi işlemlerinin UYAP üzerinden yürütülmesini on bir fıkra hâlinde ayrıntılı olarak düzenler. m. 38/A-1 uyarınca her türlü ceza muhakemesi işleminde UYAP kullanılır ve buna ilişkin her türlü veri, bilgi, belge ve karar UYAP vasıtasıyla işlenip kaydedilir ve saklanır; m. 38/A-2 uyarınca kanunlardaki istisnalar hariç dosyalar güvenli elektronik imzayla UYAP'tan incelenebilir ve her türlü işlem yapılabilir; m. 38/A-3 fiziki hazırlanması öngörülen belge ve kararların elektronik ortamda düzenlenebileceğini, m. 38/A-4 ise güvenli elektronik imzayla imzalanan belge ve kararların diğer kişi ve kurumlara elektronik ortamda gönderileceğini, gerekmedikçe ayrıca fiziki olarak düzenlenip gönderilmeyeceğini hükme bağlar. Madde 38/A-5, elektronik imzalı belge ile elle atılan imzalı belge çelişirse UYAP'taki elektronik nüshanın esas alınacağını öngörür; m. 38/A-6 güvenli elektronik imzalı belgelerde mühürleme ve çok nüsha düzenleme zorunluluklarının uygulanmayacağını, m. 38/A-7 zorunlu nedenlerle fiziki düzenlenen belgelerin taranarak UYAP'a aktarılacağını, m. 38/A-8 elektronik ortamdan fiziki örnek çıkarılması gerektiğinde bu örneğin aslının aynı olduğu belirtilerek yetkili kişi tarafından imzalanıp mühürleneceğini düzenler. Madde 38/A-9'daki kısa ama uygulamada büyük önem taşıyan kural şudur: elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter. Yani UYAP üzerinden yapılan bir işlem için mesai saati sınırı aranmaz. m. 38/A-10, yargı birimlerinin ihtiyaç duyduğu nüfus, tapu, adli sicil kaydı gibi dış bilişim sistemlerinden UYAP aracılığıyla temin edilen bilgilerin zorunlu olmadıkça ayrıca fiziki olarak istenmeyeceğini; m. 38/A-11 ise uygulamaya ilişkin usul ve esasların Adalet Bakanlığı yönetmeliğiyle belirleneceğini öngörür.
Kanun koyucunun bu ayrıntılı düzenlemedeki amacı muhakemeyi hızlandırmak olsa da, sistemin taraflarca fiilen ne zaman “görüntülendiği” bilgisinin, tebligat usulünün yerine geçip geçemeyeceği sorusu, ne 38/A maddesinde ne de genel tebligat mevzuatında açık bir cevap bulmaktadır. Bu boşluk, son yıllarda Anayasa Mahkemesi içtihadıyla doldurulmaya çalışılan, öğretide ise ciddi eleştirilere konu olan “UYAP'tan öğrenme” kuralını doğurmuştur.
Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru süresinin başlangıcı bakımından geliştirdiği bu içtihat, önemli eleştirilere açıktır: Mahkeme, önce 21.07.2020 tarihli Hüseyin Aşkan kararında, nihai kararın avukat tarafından UYAP üzerinden görüntülenmesi hâlinde otuz günlük bireysel başvuru süresinin bu görüntüleme tarihinden itibaren işlemeye başlayacağını kabul etmiş; 23.11.2021 tarihli Kent Çarşı Yönetimi kararıyla bu içtihadı sürdürmüş; nihayet aşağıda doğrudan alıntılanan 08.03.2023 tarihli ve 2019/13338 başvuru numaralı kararıyla kuralın kapsamını genişleterek, vekille takip edilen işlerde nihai kararın temsil edilenin kendisi tarafından UYAP'tan görüntülenmesinin de süreyi başlatacağına hükmetmiştir.1 Bu yaklaşım, hâlihazırda oldukça kısa olan bireysel başvuru süresini fiilen daha da kısaltan, aşırı şekilci ve geçmişe dönük uygulanması sebebiyle öngörülemez bir sonuç doğurmakta, mahkemeye erişim hakkına ciddi bir müdahale teşkil etmektedir. Nitekim Mahkemenin kendi üyeleri arasında dahi bu konuda görüş ayrılığı bulunduğu, Kent Çarşı Yönetimi kararına muhalif kalan bir üyenin, hukuki güvenlik ilkesi gereğince sürenin ancak belgelendirilebilen bir tebligat işlemiyle başlatılabileceğini savunduğu görülmektedir.2
Yargı Kararları
“UYAP'tan öğrenme” kuralı tek bir kararla değil, Anayasa Mahkemesinin birbirini izleyen üç kararıyla adım adım oluşmuş bir içtihat hattıdır; üçü birlikte okunduğunda kuralın nasıl genişletildiği görülür.
1) Anayasa Mahkemesi, Hüseyin Aşkan başvurusunda (2. Bölüm, B.No: 2017/15649, 21.07.2020 T.) ilk kez, nihai kararın avukat tarafından UYAP üzerinden görüntülenmesi hâlinde otuz günlük bireysel başvuru süresinin bu görüntüleme tarihinden itibaren işlemeye başlayacağını kabul etmiştir.
2) Kent Çarşı Yönetimi başvurusunda (1. Bölüm, B.No: 2019/21781, 23.11.2021 T.) bu içtihat sürdürülmüş ve pekiştirilmiştir.
3) Nihayet 2019/13338 başvuru numaralı kararda (08.03.2023 T.) kuralın kapsamı genişletilerek, vekille takip edilen işlerde nihai kararın temsil edilenin kendisi tarafından UYAP'tan görüntülenmesinin de süreyi başlatacağına hükmedilmiştir:
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) evrak işlem kütüğü üzerinden yapılan incelemede başvurucunun nihai kararı 27/3/2019 günü saat 18.09'da açarak okuduğu tespit edilmiştir. Daha sonra aynı karar başvurucu vekiline 6/4/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 30/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. (…) Vekille takip edilen işlerde de öğrenmenin asıl kişi veya vekil tarafından gerçekleşmesinde sürenin başlangıcı açısından herhangi bir fark söz konusu değildir.3
Bu üç kararlık hattın birlikte gösterdiği eğilim, doktrindeki eleştiriyi de haklı çıkarır niteliktedir: Mahkeme, tebligatı fiilen “öğrenme”ye giderek daha geniş bir biçimde eşitleyerek, başvurucunun UYAP'ı açıp açmadığını da bir tür hukuki tebligat anı sayma yönünde ilerlemektedir; bu, resmî tebligat beklenmeden sürenin işlemeye başlayabileceği, dolayısıyla UYAP üzerindeki dosya hareketlerinin önem kazandığı anlamına gelmektedir.
Dipnotlar
- Ersan Şen ve Erkan Duymaz, “Bireysel Başvuru Süresinin Hesaplanmasında ‘UYAP'tan Öğrenme’ Kuralına Yönelik Eleştiriler,” Terazi Hukuk Dergisi, S. 201 (Mayıs 2023). ↩
- Şen ve Duymaz, “UYAP'tan Öğrenme Kuralına Yönelik Eleştiriler.” ↩
- Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, 08.03.2023, 2019/13338 Başvuru No. ↩
Kaynakça
- Şen, Ersan, ve Erkan Duymaz. “Bireysel Başvuru Süresinin Hesaplanmasında ‘UYAP'tan Öğrenme’ Kuralına Yönelik Eleştiriler.” Terazi Hukuk Dergisi, S. 201 (Mayıs 2023).
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır; belirli bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir. Mevzuat ve içtihat zamanla değişebilir.