Kanunun “Hâkimin Davaya Bakamaması ve Reddi” başlıklı Beşinci Bölümü, m. 22'den m. 31'e kadar yalnızca hâkimi konu alır; bölümün son maddesi olan m. 32 ise bu on maddede kurulan bütün rejimi tek bir cümleyle bir başka aktöre — zabıt kâtibine — taşır. Kısa ve teknik görünen bu madde, aslında “tarafsız yargılama” güvencesinin yalnızca karar verme yetkisine sahip hâkimle sınırlı olmadığını, duruşma tutanağını tutan, kararın yazılı hâle gelmesinde pay sahibi olan zabıt kâtibini de kapsadığını gösterir.

I. Kanun Metni

CMK m. 32 aynen şöyledir:

(1) Bu Bölümde yazılı hükümler zabıt kâtipleri hakkında da uygulanır. (2) Zabıt kâtibinin reddi veya kendisinin reddini gerektiren sebepleri bildirerek görevden çekinmesi hâlinde gereken karar, yanında çalıştığı mahkeme başkanı veya hâkim tarafından verilir. (3) Aynı işte zabıt kâtibinin hâkim ile birlikte reddi istemi hakkında veya çekinmelerine karar verecek merci, hâkime göre belirlenir.

II. Bölümün Zabıt Kâtibine Genişletilmesinin Anlamı

m. 32/1'in yollamasıyla, hâkim için m. 22'de sayılan davaya bakamama hâlleri (şüpheli/sanık/mağdurla akrabalık, aynı davada savcılık/kolluk/müdafilik/tanıklık yapmış olma vb.) ve m. 24'te düzenlenen “tarafsızlığını şüpheye düşürecek diğer sebepler” ölçütü, aynen zabıt kâtibi için de geçerli hâle gelir. Doktrinde vurgulandığı üzere, hâkimin tarafsızlığı meselesi yalnızca kararı veren kişiyle sınırlı okunursa eksik kalır; adil yargılanmanın öznel ve nesnel tarafsızlık boyutları, yargılama sürecine karar verme yetkisi dışında da katkıda bulunan görevlileri kapsayacak biçimde anlaşılmalıdır — zira duruşma tutanağının doğru ve eksiksiz tutulması, hükmün Yargıtay denetimine elverişli olmasının da ön koşuludur.1 Nitekim kanunun sistematiği de bunu doğrular: “Hâkimin Davaya Bakamaması ve Reddi” bölümü m. 22-32 arasında düzenlenmiş olup, bölümün kapanış maddesi olan m. 32'nin işlevi tam olarak, önceki on maddede hâkim için kurulan güvenceler bütününü zabıt kâtibine de teşmil etmektir.2

Zabıt kâtibinin bu güvenceye neden dahil edildiğini somutlaştıran asıl işlevsel dayanak, m. 219'daki “duruşma tutanağı” hükmüdür: duruşmada sonradan düzenlenecek tutanakların, duruşma aşamalarına uygunluğunun mahkeme başkanı veya hâkim ile birlikte bu tutanağı düzenleyen zabıt kâtibi tarafından da imzalanması öngörülmüştür; duruşmanın teknik araçlarla kayda alınması hâlinde bile bunun derhâl yazılı tutanağa çevrilip yine mahkeme başkanı/hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanacağı açıkça düzenlenmiştir. Zabıt kâtibinin imzası, tutanağın yalnızca bir yazım işlemi değil, duruşmada gerçekten yaşananları ispat eden resmî bir belge olmasının güvencelerinden biridir — m. 32'nin kâtibi de tarafsızlık rejimine dahil etmesi, işte bu ispat işlevinin de tarafsız kalması gerektiği düşüncesine dayanır.3

III. m. 32/2-3: Karar Verme Usulü

Maddenin asıl kendine özgü (m. 22-31'den bağımsız) düzenlemesi ikinci ve üçüncü fıkralardadır. Hâkimin reddinde karar, kural olarak reddedilen hâkimin mensup olduğu mahkemece — kendisi müzakereye katılmaksızın — verilirken (m. 27), zabıt kâtibinin reddinde bu ağırlıkta bir usule gerek görülmemiş; karar, kâtibin yanında çalıştığı mahkeme başkanı veya hâkim tarafından tek başına verilir (m. 32/2). Kanun koyucunun burada daha sade bir usul öngörmesi, zabıt kâtibinin — hâkimden farklı olarak — kararı bizzat vermeyen, yardımcı bir yargı görevlisi olmasıyla açıklanabilir; buna karşılık aynı işte hem hâkimin hem zabıt kâtibinin birlikte reddedilmesi istenirse, m. 32/3 uyarınca iki ret isteminin de aynı merci önünde toplanması amaçlanmış ve karar verecek merci hâkime göre belirlenmiştir — yani kâtibin reddi, hâkiminkinden bağımsız ayrı bir mercie taşınmaz, hâkim için hangi merci yetkiliyse (m. 27'deki kademelenmeye göre) o merci ikisi hakkında birlikte karar verir. Bu çözüm, aynı duruşmaya ilişkin ret taleplerinin farklı mercilerde parçalı biçimde görülmesini ve olası çelişkili kararları önler.

IV. Karşılaştırmalı Bir Not: Kanun Neden Savcı İçin Değil Kâtip İçin Ret Öngörür?

m. 32'nin kapsamını daha iyi anlamanın bir yolu, kanunun tarafsızlık güvencesini kimlere tanıdığına bakmaktır: AİHS m. 6/1'deki “kanunla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız mahkeme” güvencesi öncelikle karar verme yetkisine sahip organı — hâkimi ve mahkemeyi — hedef alır; kanun koyucu bu güvenceyi m. 32 ile zabıt kâtibine de genişletmiştir, çünkü kâtibin tuttuğu tutanak, hükmün dayanacağı olgusal zemini oluşturur.4 Buna karşılık ilginç bir boşluk, aynı mantığın savcılık makamına uygulanmamış olmasıdır: Ceza Muhakemesi Kanunu, savcılar için m. 22 vd.'deki türden bir ret veya çekinme kurumu öngörmemiştir; bu, savcının ceza muhakemesindeki konumunun — tarafsız bir hakem mi yoksa kamu davasını yürüten bir taraf mı olduğunun — tartışmalı olmasından kaynaklanır ve savcının objektif olmayan kararlar verme riskinin bulunduğu durumlarda nasıl hareket edileceği belirsiz kalmaktadır.5 Bu karşılaştırma, m. 32'nin aslında kanun koyucunun bilinçli bir tercihini yansıttığını gösterir: tarafsızlık güvencesi, kararı fiilen veren veya kararın dayanacağı tutanağı tutan görevlilere (hâkim ve zabıt kâtibi) tanınmış, iddia makamını temsil eden savcıya ise -doğası gereği taraf olması nedeniyle- aynı ret/çekinme rejimi uygulanmamıştır.

Dipnotlar

  1. Abdulkadir Yıldız, Yargının Tarafsızlığı (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2020).
  2. Osman Turan, Uluslararası Belgeler Bağlamında Yargı Bağımsızlığı: Türkiye İçin Bir Model Önerisi (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2024), “1.7. Yargı Tarafsızlığı.”
  3. Yalım Yarkın Özbalcı, “Ceza Muhakemesi Hukukunda Video Kamera Kayıtları: 3. Duruşma İşlemlerinin Video ile Kayda Alınması” (On İki Levha Yayıncılık, Şubat 2025).
  4. Hasan Sınar, “AİHS m. 6 Işığında Türk Ceza Muhakemesi Hukukunda Kanunla Kurulmuş, Bağımsız ve Tarafsız Mahkeme Önünde Yargılanma Hakkı,” Ceza Hukuku Dergisi, S. 28 (Ağustos 2015).
  5. Tuba Kelep Pekmez, “Ceza Muhakemesinde Objektif Bir Taraf Olarak Savcılık Makamı,” Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 2 (Temmuz 2021).

Kaynakça

  • Kelep Pekmez, Tuba. “Ceza Muhakemesinde Objektif Bir Taraf Olarak Savcılık Makamı.” Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 2 (Temmuz 2021).
  • Özbalcı, Yalım Yarkın. “Ceza Muhakemesi Hukukunda Video Kamera Kayıtları: 3. Duruşma İşlemlerinin Video ile Kayda Alınması.” On İki Levha Yayıncılık, Şubat 2025.
  • Sınar, Hasan. “AİHS m. 6 Işığında Türk Ceza Muhakemesi Hukukunda Kanunla Kurulmuş, Bağımsız ve Tarafsız Mahkeme Önünde Yargılanma Hakkı.” Ceza Hukuku Dergisi, S. 28 (Ağustos 2015).
  • Turan, Osman. Uluslararası Belgeler Bağlamında Yargı Bağımsızlığı: Türkiye İçin Bir Model Önerisi. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2024.
  • Yıldız, Abdulkadir. Yargının Tarafsızlığı. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2020.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır; belirli bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir. Mevzuat ve içtihat zamanla değişebilir.